Hurma

Özellikle Ramazan sofralarının baş tacı olan hurma, insanoğlunun yetiştirdiği en eski bitki çeşitlerinden biridir. Orta Doğu ülkeleri ve Kuzey Afrika’da üretilerek hem o bölgelerin ekonomisine büyük katkı sağlar, hem de önemli bir gıda maddesi olarak tüketilir. Türkiyemizde ise; Akdeniz, Batı ve Güney Doğu’da yetiştirilir. Çok lezzetli ve tatlı bir meyve olarak bildiğimiz hurmanın çekirdekleri, yakacak olarak değerlendirildiği gibi lifleri de kumaş üretiminde kullanılır.

Hurma, Kur’ân-ı Kerîm’de En’am Sûresi 99., Meryem Sûresi 23-26., Rahman Sûresi 68. âyetlerde hem dünya, hem de cennet nîmeti olarak geçmektedir.

Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de hurmayı çok sevmişler, onu hem katık, hem meyve olarak yemeyi tavsiye etmişlerdir. Kendileri hurmayı tek adetli yerler, çekirdeğini de baş ve orta parmaklarıyla tutup çıkarırlardı. Nebiyy-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hurmanın her çeşidine; yaşına da, kurusuna da bereketli olması için duâ etmişlerdir. Yine zehir ve sihre karşı şifa olması için de duâ ettikleri nakledilmiştir. Nitekim bir defasında:

Her kim sabah aç karnına yaş hurmadan (Medine hurması) yedi adet yerse, o gün ona zehir yahut sihir zarar vermez.” Buyurmuşlardır.

Hurmayı, yaşını kurusuyla karıştırarak yemek, salatalıkla beraber yemek ve yine cevizle birlikte yemek sünnet sayılmıştır.

Hurma, besin değeri yüksek bir gıdadır. Bunu şöyle tablolaştırmak mümkündür:

 

100 Gr. Hurmanın Besin Değeri

 

Besin                                                    Birim/ Değer

Protein                                                  1.5 gr

Karbonhidrat                                      50 gr.

Kalori                                                    275 kcal

 

100 Gr. Kuru Hurmanın Besin Değeri

 

Besin                                                    Birim/ Değer

Protein                                                  3 gr.

Karbonhidrat                                      75 gr.

Kalori                                                    275 kcal

 

Tablodan, hurmanın çok yüksek enerji sağladığını görmekteyiz. Bu enerji, içinde bulunan % 50-75 oranındaki meyve şekerinden kaynaklanmaktadır. Protein oranı da azımsanmayacak ölçüdedir. Çünkü diğer meyveler, protein bakımından oldukça fakirdir.

Özellikle modern tıbbın yaptığı araştırmalara baktığımızda hurmanın hamile, lohusa ve yeni doğan bebekle ilgili her türlü ihtiyaca cevap verdiği kolaylıkla görülür. Oysa 14 asır önce Sevgili Peygamber’imize verilmiş en büyük mûcize olan Kur’ân-ı Kerîm de buna işaret etmiştir. Meryem Sûresi’nde hurmanın hem gıda, hem de ilaç olarak kullanılabileceği ifade edilmiştir. 23-26. âyetlerde Allah Teâlâ’nın, Hazret-i Meryem’e, bebeği Hazret-i Îsâ’yı doğuracağı sırada hurma yemesini tavsiye etmesinin türlü hikmetleri, ancak yakın zamanlarda keşfedilmiştir. Son araştırmalara göre hurmanın faydalarını şöyle açıklayabiliriz:

 

HURMANIN FAYDALARI

Hurma, hâmile annenin vücudunda taşıdığı yavrunun gelişmesine yardım eden en önemli yiyeceklerden birisidir. Aynı zamanda annenin sağlığını koruyarak ona gerekli zindeliği sağlar. İçeriğindeki şeker, bildiğimiz kan şekerini yükselten glikoz değildir. Hurmada fruktoz denilen meyve şekeri bulunur. Fruktoz, vücutta kolayca parçalanan ve organizmaya kısa sürede enerji veren bir şekerdir. Hurmadaki fruktoz, hâmilelik döneminde özellikle de doğum sonrası süreçte zayıf düşen annenin enerji ihtiyacını karşılayarak ona canlılık ve zindelik kazandırır.

Aynı şekilde doğumla kan kaybeden anne, vücut şekerinin düşmesi ve tansiyon düşüklüğüyle karşı karşıya kalır. Anne, hurma yiyerek bu durumun önüne geçebileceği gibi yeni doğan bebeğin beslenme ihtiyacını da kolayca karşılayabilir.

Hurma; lif, yağ ve mineral bakımından da zengindir. Özellikle sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, kükürt, fosfor ve klor ihtiva eder. Vitamin olarak da hurmada en çok A, B1, B2, B3, B6, B11 vitaminleri bulunur. B11 yani “folikasit”, hâmilelikte alınması gereken önemli bir vitamindir. Çünkü bu dönemde günlük folikasit ihtiyacı iki katına çıkar. Folikasit kan hücresi yapımında, aminoasitlerin yapımında ve hücre yenilenmesinde görevlidir. B11 yetersizliğinde kansızlık belirtileri görülür. Yani hurmanın bol tüketilmesi, annenin en tabii yoldan folikasit ihtiyacını gidermiş olur.

Hâmilelikteki uzun süreli bulantılar ve fizikî değişiklikler sonucu, potasyum eksikliğine rastlanır. Hurmada bulunan potasyum sayesinde bunun önüne geçilmiş olur. Ayrıca potasyum vücudun su dengesini sağlayarak, zehirli atıkların dışarı atılması için böbrekleri uyarır.

Hurmadaki diğer önemli bir mineral de “demir”dir. Hâmilelikte ve doğum sonrasında kansızlık sık rastlanan bir durumdur. Demir, alyuvarların dengesini sağladığı ve hemoglobin sentezini kontrol ettiği için kansızlığı da gidermiş olur. Bir insan günde 15 hurma yiyerek vücudunun demir ihtiyacını karşılayabilir.

Hurma yine “oksitosin” adlı bir madde içerir. Oksitosin aslında beyinde salgılanan ve doğum sancılarını başlatan bir hormondur. Bu hormonun en önemli etkisi ana rahmindeki kaslarla anne sütünün salgılanmasını sağlayan kas hücrelerinde görülür. Doğum esnasında oksitosin salgılanmasıyla doğum daha kısa zamanda ve kolayca yapılmış olur. Hatta kimyasal olarak oksitosin doğumu kolaylaştırıcı ilaç olarak kullanılmaktadır. Pek çok kaynakta oksitosin “rapid birth” yani “hızlı doğum” adıyla tanımlanır.

Hurma için “Her öğünde yenilebilir.” demek asla yanlış olmaz. Hatta bir insan, hurma ve suyla yıllarca yaşayabilir. Tanınmış bilim adamlarından W. Dowson bir hurma ve bir bardak sütün bir insanın günlük besin ihtiyacını karşılayacağını söyler.

Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfor; kemik gelişimi ve iskelet oluşumunda görevli en önemli elementlerdir.            Bol miktarda hurma tüketimiyle kemik zayıflığı ve ileri yaşlardaki kemik hastalıklarına karşı tedbir alınmış olur.

Kasların çalışmasında ve B6 vitamininin işlevini yapmasında önemli rolü olan element de yine hurmada bulunan magnezyumdur. Günde sadece 2-3 hurma yiyerek magnezyum ihtiyacı karşılanır. B6 vitamini, sinirleri güçlendiren bir vitamin olduğu için dolayısıyla hurmanın stres giderici özelliği de ortaya çıkmış olur.

Hurma, A vitamini ihtiva etmesiyle görme gücünü de artırır. Bunun yanı sıra A vitamininin vücut direncini koruma, kemik ve dişlerin güçlenmesi gibi faydaları da vardır.

Hurma, beta-karoten bakımından da zengindir. Beta-karoten oranının kanda belirli bir düzeyde olması gerekir. Bu oranın düşük olduğu kişilerde akciğer kanserine yakalanma riski dört kat daha yüksektir. Bundan başka beta-karoten tıpta “anti-tümöral” yani “kanser önleyici” olarak bilinmektedir. Bunun sonucunda hurmanın kansere karşı koruyucu olma özelliğiyle önemi bir kat daha artmaktadır.

Netice itibarı ile, Rabbimizin bizlere sunduğu bu kıymetli nîmetten yeterli ve dengeli oranda yiyerek, hem lezzetinden ve şifasından istifade etmeliyiz, hem de şükrümüzü artırmalıyız.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle